Uzun zamandır tıkırdatmadım bilgisayarın tuşlarını...
Nasıl başlangıç yapılır, onu bile unutmuşum. 5 dakikadan beri yazıp yazıp siliyorum :)
"İyisi mi sen samimi ol" dedim. Samimiyet her zaman işe yarar ;)
2009 yılından kalma, anlatılmamış seyahatler kuşağına gireceğiz bir süreliğine. Umarım beğeniyle okunur...
01.03.2009 sabahı Birleşik Arap Emirlikleri' nin en büyük şehri ve 7 emirliğinden bir olan Dubai' ye ulaşıyoruz. Seyahatimizin amacı Mutlu Marine firmamızın, Dubai Boat Show' a katılımı...
Öncelikle Dubai' nin tarihi ile ilgili özet bir bilgi vermek istiyorum.
Emirliğin kendisi çok daha modern olsa da Dubai’nin geçmişinin tarih öncesi döneme uzanmasıyla Dubai zengin bir mirasa sahiptir. Dubai’nin tarihindeki en büyük değişiklikler elli yıl önce petrol bulunmasından itibaren başladı.
Erken Dubai tarihi
MÖ 3000: Dubai tarihinin bu dönemde başladığı söylenebilir. Arkeolojik kanıtlar, bölgede en azından bronz çağında yerleşilmiş olduğuna işaret ediyor.
MS. 5. – 7. yüzyıllar: Jumeira, Umman’ı bugünkü Irak ile bağlayan bir ticaret yolu kervan durağıydı. Geçimlerini balıkçılık, tekne yapımı ve inci çıkararak sağlıyorlardı.
16. yüzyıl: Avrupa etkisi, Portekiz’in bölgenin ticaret yollarıyla ilgilenmesi ile başladı.
18. – 20. yüzyıl Dubai tarihi
1793: Bani Yas aşireti politik güç sağladı ve Abu Dabi’ye yerleşti. Dubai daha sonra sömürge haline geldi. Dubai tarihinin bu dönemi birçok aşiret savaşına sahne olmuştur.
1820: İngiltere yerel yöneticilerle sonradan birçok defa daha gerçekleştirilecek deniz mütarekelerinin ilkinin müzakeresini yaptı. Bu, bölgenin Trucial Coast olarak adlandırılmasına yol açtı.
1833: Bani Yas aşiretinden Maktoum Bin Butti, kanalın girişinde Shindagha Yarımadası’na yerleşerek kentin Abu Dabi’den bağımsızlığını ilan etti. Hanedanlığı, bugün hala Dubai’yi yönetmektedir.
1870’ler: Ana refah kaynağı inci çıkarma olan Dubai Körfez kıyısının başlıca limanı oldu.
1902: İran’ın Lingeh limanına ağır vergilerin getirilmesinden sonra İran tüccarları ve Arap yerleşimcilerin Dubai’ye memnuniyetle karşılanan göçü. Dubai’nin ticareti hiçbir zaman dönüp geriye bakmamıştır.
20. yüzyıl başlarında Dubai Tarihi
Deniz aşırı ve yerel ticaret gelişti ve Dubai Arabistan’daki en büyük çarşılara sahip olmanın gururunu yaşadı.
1950’ler: Trucial States’te petrol bulundu.
1960’lar: Tekstil pazarına yeni bir hayat vererek ve Hindistan’dan ticareti artırarak Dubai’nin Hintli ve Pakistanlı nüfusu büyür.
Modern Dubai tarihi
1966: Dubai tarihinde bir kilometre taşı. Dubai’nin Fateh Petrol yatağında petrol bulundu.
1971: Ortak güvenlik ve refah için Birleşik Arap Emirlikleri kuruldu ve Arap Birliği’ne katıldı. Dubai Uluslararası Havaalanı açıldı.
1979: Jebel Ali limanı açıldı.Sonradan bir dizi başka iddialı mimari projeye yol açan kentin ilk çok katlı yapısı olan Dubai Dünya Ticaret Merkezi açıldı.
1985: Emirates havayoları kuruldu. Jebel Ali Serbest Bölgesi törenle açılarak yüksek miktarda deniz aşırı yatırımın yapılmasını sağladı.
1996: İlk Dubai Dünya Kupası yapıldı.Dubai Alışveriş Festivali’nin açılışı yapıldı.
1999: Burj Al-Arab açıldı ve dünyanın tek yedi yıldızlı oteli olarak karşılandı.
2002: Şeyh Muhammed İnternet ve Medya şehirlerini ve yabancılar için özel mülkiyeti başlatarak “Yeni Dubai”nin temellerini attı.
2003: Dünyanın en yüksek kulesi ve 200 insan yapımı ada dahil iddialı projeler başladı.
2006: Şeyh Muhammed bin Rashid Al-Maktoum Dubai’nin başına geçti ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Başkan Yardımcısı oldu.
2009: Emirates Terminal 3 ve Metro artan hava ve kara yolu trafiğini karşılamak için açıldı.
2010: Burj Khalifa dünyadaki en yüksek insan yapımı bina oldu.

2 günlük stand hazırlık ve 03-07 Mart 2009 tarihleri arasında geçen fuar sürecimiz boyunca programımız klasikti. Havalar sıcak olduğu için fuar yaklaşık 16:00 civarında başlıyor ve akşam 21:00 e kadar sürüyordu.
Biz de Pakistanlı taksi şoförlerinden öğrendiğimiz, elektronik cihazların çok ucuz olduğu Nasser Square' e gidiyor ( alınacaklar listesi oldukça kabarıktı. Guitar Hero Band, Nikon D90, Türkiye' de artık pek bulunmayan Nokia cep telefonu, Garmin GPS, ...), sonra otelimize uğrayıp üzerimizi değişiyor, fuara gidiyor ve çıkışta otelimizin 800 metre uzağında, Dubai' nin en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan "Mall of the Emirates" te karnımızı doyurup kendimizi odalarımıza atıyorduk.
Mall of the Emirates inanılmaz büyük bir alışveriş merkezi. İçerisinde karlarla kaplı, kayak yapılacak bir merkezi bile bulunuyor. Tam çıldırmalık bir yer...
Nasser Square' deki dükkanlar Cuma günleri ve namaz vakitlerinde genellikle kapalı oluyor. Gitmeden önce bilgi edinmenizde yarar var.
Trafik, şehir merkezinde büyük bir problem. Taksi şoförleri çok uyanık. 2. günün sonunda onların yüzünden otelmize giden yolu ezbere biliyorduk. Şimdi gitsem hala tarif edebilirim sanırım :))
Sokaklardaki otobüs durakları kapalı ve içerisinde air condition mevcut. İşte tam burda "Amaaan petrol, canıııımm petrol..." şarkısını söylemek istiyorum :)))
Fuarın son günü, bağlantılarımızı kutlamak üzere Hyatt Otelinin
en üst katındaki, 360 derece dönebilen restorana gidiyoruz. Manzara ve yemekler oldukça güzeldi ancak kandil gecesi olduğu için kutlamamızı hem istereyek hem de zorunlu olarak alkolsüz gerçekleştirmek zorunda kaldık. Bu arada hayatımda ilk defa alkolsüz birayı Dubai' de içtim :)
Türkiye' ye dönmeden önceki 1 günümüz boştu. Biz de babamla, şehir turu yapan, üzeri açık, 2 katlı otobüslerden birine, elimizde şehir haritasıyla atladık.
Hayatımda ilk defa şu şekilde bir şehir turu görüyorum:
- Sağda görmüş olduğunuz alışveriş merkezi Dubai' nin en büyük alışveriş merkezi ve içerisinde tam 62 adet restoran, 8 adet Spa Center, 14 adet kuyumcu bulunmakta...
- Solda görmekte olduğunuz otelin içerisindeki bütün aksesuarlar altın olup....

İlk durak Burj Dubai. İnşaatı şu an bitmiş olan, dünyanın en yüksek yapısı...
828 metre yüksekliğe sahip...
Her yer inşaat, vinç, işçi...

Çöl topraklarının üzerinde yapay bir şehir. Ama o kadar güzel renklendirmişler ki...
ikinci durak Wafi City Mall, bir diğer alışveriş merkezi.

Şehrin en klas muhiti Jumeira ama şehrin kalbi Deira' da atıyor.
Biz de köprüyü geçip Deira' ya ulaşıyoruz. Deira' da inanılmaz güzel oteller görüyoruz. Eski Deira Çarşısı' nın önünden geçiyoruz.
Dubai Müzesi' nin önünde bir mola veriyoruz. 1799 yılında yapılan kale ,1970 yılında müzeye dönüştürülmüş. Müze, petrol öncesi halkın yaşayış tarzını ortaya sererek eski Dubai' yi betimliyormuş. Çok geniş bir salon ise denizcilik hayatına ayrılmış. Müzede bir de saat kulesi bulunuyormuş.

Abra denen deniz taksilerinin bulunduğu yerden geçerken, kaçak olarak getirldiğini düşündüğüm elektronik cihazlar yığını ile karşı karşıya kalıyoruz.
Bu caminin adını hatırlayamıyorum. Otobüsten hiç inmediğimiz için uzaktan fotoğrafını çekmekle yetindim. Ama minarelerin yapısı Mısır' da olduğu gibi, Türkiye' dekilerden farklı.
Son durağımız Jumeira... En lüks otellerin, yat kulüplerinin, denizin üzerine inşa edilmiş adacıkların olduğu bölge.
Burj Al Arab Otelinin önünden geçip, Palm Jumeira Adası' na doğru ilerliyoruz. Denizin üzerine, palmiye yaprakları şeklinde inşa ettikleri ve üzerinde çok lüks evlerin, bir de Atlantis Oteli' nin bulunduğu şu meşhur ada... Adada inşaat hala devam ediyor...
Turistik amaçla Dubai' ye gidecekler için çok fazla bir bilgi veremedim. Benim gördüğüm yerlerden çok daha ilgi çekici yerler muhakkak vardır. Mesela alışveriş ve lüksü sevenler için herkesin bildiği gibi ideal bir yer. Ama şunu söyleyebilirim ki zorunda kalmadıkça bir daha Dubai' ye gideceğimi hiç sanmıyorum.
09.03.2010 günü, akşam üzeri uçağımız havalanıyor ve bana bu güzel kareyi çekmek kalıyor.