hayat, aldığımız nefeslerin toplamı değil, nefesimizi kesen anların toplamıdır...

30 Haziran 2008 Pazartesi

KIBRIS' TAN MERSIN' E...


Mersin seyri, ilk gece seyrimize göre daha iyiydi. Hem hava daha sakindi, kaba dalga azdı, hem de gece seyri nasıl birşeydi artık annemle biliyorduk.
Yelken yapabilmek için rotadan 20-30 derecelik sapmalarla rüzgarı kolayımıza alarak bir süre öylece seyrettik. Akşam, hava durunca cenovayı kapatıp ana yelken ve motorla yolumuza devam ettik.
Gece 2 gibi, nöbet annemle bendeyken oturduk yanyana, yakamozu izledik hayranlıkla, ara sıra dürbünle baktık pırıltılara yakından ve şimdi nerde olmak isterdin diye sorduk birbirimize...
Mersin'e vardığımızda saat 12 civarındaydı. Balıkçı barınağındaki yerimizi almıştık.Grup liderimiz Lutra'ya bordalayarak karaya yanaştık.












Mersin denizden de karadan da İzmir'e çok benziyor. İnsanları hemen gelip Emyr hakkında sorular sormaya başladı. Küçük çocuklar teknenin önünden geçerken “Hello!” diyip gülüşüyorlardı.
Akşama kokteyl vardı ve biz de o saate kadar teknede dinlenmeye karar vermiştik. Kokteyle gidebilmek için otobüslerimize bindik. Kendimizi İzmir-Karşıyaka'da gibi hissediyorduk. Yüzümüz gülüyordu :))
Kokteyl çok keyifliydi. Küçük öğrenciler yöresel oyunlar oynadılar.

video
Ancak ben yemekten sonra kendimi kötü hissetmeye başlamıştım. Hemen taksi çağırdık ama taksi 20 dk. sonra geldi. Apar topar tekneye döndük. Kötü bir geceydi.
21.05.2008 sabahı Mersin'de çok güzel bir tur vardı. Ama dinlenmem gerektiği için 3'ümüz de teknede kalmayı tercih ettik.
Öğlene doğru hava almak için dışarı çıktığımızda Burger King'i gördük. :))) Uzun zamandır yememiştim ve canım çok çekmişti. En azından bize İzmir'i hatırlatıyordu.
Hala ülkemizde olmamıza, İzmir'den ayrılalı çok çok uzun bir süre geçmemesine rağmen burdaki ortam sebebiyle kendimizi ülke dışında gibi hissediyorduk ve sanki 2 ay olmuştu.
Herneyse, Burger'da wireless da varmış. Babam hemen gidip laptop ı getirdi ve ben de son yazıları bloga ekledim. Burger'ın hemen yanında da çok güzel bir alışveriş merkezi varmış. Annemle oraya girip biraz vakit geçirdik. Dışarı çıkmak iyi gelmişti hepimize. Kendimi daha iyi hissetmeye başlamıştım.
Akşama rally yemeği vardı. Annemle babam yemeğe katıldılar ama ben biraz daha dinlenmek, hem de akşamüzeri, alışveriş merkezinde afişini gördüğüm filme gidebilmek için kalmayı tercih etmiştim.
Akşama yemeğimi yedikten sonra sinemaya gittim tek başıma. Ancak salon en az 2 kişi için açılabiliyormuş. Her geleni kandırmaya çalıştım “O... Çocukları” filmi için. En sonunda 1 çift geldi aynı film için ve 3 kişi keyifle filmi izledik. İlk defa sinemaya tek başıma gidiyordum ve gerçekten eğlenceliydi. :)
Çıkışta elektrikler kesilmişti. Bizimkiler de yavaş yavaş teknelerine dönüyorlardı.
Her geçen beni soruyordu. Gerçekten burada bir aile gibi olmuştuk herkesle.
Gece uyumakta güçlük çektik. Hava rüzgarlıydı ve soluganlar limanın içinde bile hissediliyordu.
Ayrıca hava sıcak ve nemliydi.
22.05.2008 günü kahvaltımızı yaptıktan sonra ablamla web cam den görüşebilmek için Burger'a gittik. Süperdi :) Aşırı özlemişiz. Biz annemle çığlık atıp gülümsedikçe etraftaki insanlar bize bakıyorlardı.
Bilenler bilir, Mersin'in Tantunisi meşhur...
Lulu sormuş soruşturmuş ve Mersin'in en iyi tantunicisini bulmuş. Memoş'un misafirperver sahipleri Lulu'yu limana bırakırlarken tesadüfen annemle karşılaşmışlar. Biz de o sayede atladık arabaya ve doğru Memoş'a...
Ayıptır söylemesi, 3'ümüz de 2'şer tane tantuniyi afiyetle yedikten sonra yine aynı şekilde arabayla limana bırakılıyoruz. Türkiye'min insanları gibisi yok!!!




Teknemize döndükten sonra seyir hazırlıklarını yapıp 17:15 gibi Mersin'den ayrılıyoruz.

Hiç yorum yok: